March 23
Bir Ülkücü Sevdim...
Bir gün duyamazsan sesimi gecelerinde
Bilirsin ki veda edemem sevdiklerime
Sessizlikte bir vedadır sevgi dolu kalplere
Bir gece doğmazsa yıldızım gecelerine
Kayıp düştüğümü de göremezsin bekleme
Geldiği gibi sessiz gitmelidir o yine
Sevgi pişmanlık duymamak değil midir?
Dolduysa yüreğim sevginle ne mutlu o günlere
Anıları yeter bir ömür boyu gönlüme
Sende dert etme kendine
Sevdi beni delicesine biliyordum de…
Sadece bir yıldızdı gökyüzünde
Bazen daha yakın bazen daha uzaktan
Seyrederdi beni sevgisiyle
Günü geldiğinde gidecekti
Ve gitti de…
Bir Ülkücü Sevdim
Yıllar öncesiydi, puslu bir Eylül sabahı.
Kampüs kantininde tanışmıştık onunla.
Daha dün gibi.
Gözleri kömür karası, sözleri gönül yarasıydı. Vurulmuştum.
Koç gibi delikanlı derler ya, işte tam öyleydi.
Yıllar öncesiydi, puslu bir Eylül sabahı.
Kampüs kantininde tanışmıştık onunla.
Daha dün gibi.
Gözleri kömür karası, sözleri gönül yarasıydı. Vurulmuştum.
Koç gibi delikanlı derler ya, işte tam öyleydi.
Özü sözü bir, mertti, sertti, erkekti.
Aşık olmuştum, platonikte olsa o benim aşkımdı, seviyordum.
Göz göze gelince boğazıma bir şeyler düğümlenir,
Kekeler konuşamazdım.
Ağzım kururdu, titrerdim.
O ise öylece bakar, susardı...
Aynı okuldaydık.
Benimle ilgilendiğini hissederdim, konuşmazdı.
Yan yana gelirsek, lafı ben acar beklerdim.
O havadan sudan konuşur, araya laf karıştırır çeker giderdi.
Bazen günlerce gözükmezdi, özlerdim.
Beni sevdiğini söylemesi için her numarayı yapardım, yemezdi.
Çay içelim derdim, gelmezdi.
Telefonumu verirdim, aramazdı.
Kitabını, notlarını alırdım verene kadar istemezdi.
Eline dokunurdum çaktırmadan çekerdi.
Yalnızca kantinde yakalardım onu, gider otururdum yanına.
Çay alma bahanesiyle kalkar, dönünce tam karşıma otururdu.
Göz göze gelirdik, hissederdim beni sevdiğini.
Gözleri söylerdi o söylemezdi.
Sinirlendiğini belli etmemeye çalışarak,
Çayını yarım bırakır, sigarasını söndürür, kalkar giderdi, çıldırırdım.
2000 içerdi...
O hep gitti, ben hep bekledim.
Böyle geçti tam üç sene.
Okul bitmek üzereydi ve benim doğum günümdü.
Onu da çağırmıştım.
Her zaman ki gibi gelmez diyordum ama geldi, ilk defa geldi.
Sevinçten uçuyordum.
Kapıda onu görünce her şeyi göze aldım.
El alemin içinde boynuna sarılıp
Bağıra çağıra "Seni seviyorum lan" dedim. "Seni seviyorum"
Rahatlamıştım.
Arkadaşlar aptallaştılar, ben utançtan kıpkırmızı.
O elindeki bir tek kırmızı gülü uzattı bana, "Lanet olsun" dedi.
"Lanet olsun, bende seni seviyorum"
Göz gözeydik, ağlıyordu.
Ve acı bir gülümseme belirdi yüzünde.
İçeri bile girmedi, kapıdan döndü gitti.
İçimde fırtınalar koptu o gidince. Yüreğim acıyordu.
SEVİYORDUM, SEVİLİYORDUM, AĞLIYORDUM.
Gitmişti.
Aylar sonra gazetede gördüm resmini.
Okulunu bitirmiş, öğretmen olmuştu.
Güpegündüz, yol ortasında,
Öğrencilerinin gözü önünde vurmuşlar onu.
ÜLKÜCÜYMÜŞ...


